<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-35292322</id><updated>2012-02-16T09:33:10.018-08:00</updated><title type='text'>SATIŞ ve PAZARLAMA FİKİRLERİ</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>FUAT</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16951063919951167137</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_DcLSyaOkcUk/SoWVdRLH6HI/AAAAAAAAADs/qKT0kYirqlk/S220/fuat7.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>17</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35292322.post-9161095543750764539</id><published>2008-07-06T22:50:00.001-07:00</published><updated>2008-07-06T22:50:53.593-07:00</updated><title type='text'>SATIŞ</title><content type='html'>Bir çok şirkette günlük konuşmalar ve toplantılar sırasında  satış görüşmelerinin son aşaması "satışı  kapatma" veya  "satışı kapama" olarak adlandırılıyor.  İngilizce’de  kullanıldığı üzere “sales closing”  dilimize aynen  tercüme ediliyor.&lt;br /&gt;Oysa kapatmak veya kapamak fiili Türkçe’mizde kapıyı kapama, birisini bir yerlere kapama, konuyu kapama gibi yerlerde kullanılırken  bir işi sonlandırma, bitirme, hapsetme veya dışarı çıkmasını engelleme anlamına geliyor. Bir de kuzuyu kapama  var, ama satış  pek kuzuya benzemez değil mi?&lt;br /&gt;Şaka bir yana  satışı  kapama deyimi kulağımızı biraz tırmalasa da   kullanılmaya devam edecek gibi görünüyor, daha güzel bir tanımlama bulununcaya kadar. Satışı bitirme fazla avam, satışı gerçekleştirme sanki fazla  kitabi  gibi geliyor, kulaklarımızı rahatsız etmese de "ııh bu değil” diyoruz.&lt;br /&gt;Adına  ne dersek diyelim satış yapmak   güzel bir şey. İnsanı mutlu ediyor ve bir hedefe  varmış olmanın hazzını yaşatıyor. Tabi sonucunda  para da kazandırıyor. Bu kadar çok  olumlu özelliği bir arada taşıyan eylemi kim sevmez ki?&lt;br /&gt;Fransızca‘da satışı kapama  diye  bir söylem yok.  Fransızca’da “ferme”  fiili kapamak anlamına geliyor, dilimize  fermuar olarak geçen nesne ise  o dilde bizim söylediğimiz gibi kullanılmıyor  ses benzeşmesi olsa da. Fermuar (niye  güzel bir Türkçesi yoktur bu sözcüğün?  Kapa-geç nasıl? ) nasıl çalışır bir bakalım. Birbirinden ayrı iki malzemenin (kumaş vb)   üzerinde dişler bulunur. Bu iki   yanı bir bütün olarak birleştirmek üzere, iki yandan da dişleri  sıralı  ve düzenli olarak içine alan bir büyük parça başlangıç noktasından son noktaya kadar   gider ve görevini yerine getirerek kapamayı sağlar. Fermuarın çalışma sistemine benzer şekilde çalışan bir başka  sistemi  trafikte görüyoruz.  İki şeritli yol  tek yola inerken  veya iki yol kesişip  bir tek araç geçmesi mümkün yollarda  akışın sürekli olabilmesi için yolların veya  şeridin birinden bir araç tek yola geçer  sonra diğerinden gelen araç tek yolu, veya şeridi kullanır. Bu şekilde araçlar yavaşlasa da durmaya gerek  kalmadan biri  bir taraftan bir diğer taraftan aynen fermuar gibi akış devam eder ve araçlar  kayar  gider. Eğer  böyle olmazsa yani hep bir taraftan araçlar akmaya çalışırsa  diğer taraftakiler durmak zorunda kalır, bu da  sistemi  işlemez hale getirir,işler karışır. Eğer insanlar yani sürücüler  birbirlerini sıkıştırmaya ve  hep  kendileri geçmeye  kalkışırlarsa  işler iyice karışır. İşte o zaman büyük ağabey yani fermuardaki büyük parça,  trafikteki polis, devreye girer ve  araçları düzene sokar. En iyisi iki tarafın da  yavaşlayarak birlikte yola girmeleri ve birbirlerine yol vererek olayı bitirmeleri olsa gerek, fermuar sistemi gibi.&lt;br /&gt;Peki satışta  nasıl çalışır bu fermuar sistemi? Satışta karşısındakine  yol verme, sırayla kapanışa doğru yol almanın birinci koşulu olarak konuşma sırasında olmalıdır. Yani  önce bir taraf   örneğin satıcı konuşur, sonra diğer taraf;  alıcı soru sorar veya anlatır daha sonra konuşma karşılıklı şekilde gelişir. Eğer  hep bir taraf konuşursa  satış işleminin  gerçekleşmesi zorlaşır. Hele hele satıcılar  ben çok iyi anlatırım, ürünümü çok iyi tanıtırım diye ısrar edip sazı  ellerine alırlarsa   fermuar  pardon satış kapanmaz. Satışın  kapanması için gerekli olan temel konu ise aynı fermuarın dişlerinin sırayla kapanması gibi iki tarafın elde edeceklerinin eşit olmasıdır. Eğer satış işleminden satıcı memnun ayrılıyorsa alıcının da memnun olarak ayrılması gerekir. Daha açık ifadesi ile satış işlemi alıcıya da kazanç sağlamış olmalıdır.  Satıcı   alıcıya  karşı   iyi bir iş yaptığını hissetmeli, karşısındakine sağladığı kazancın bilincinde olmalı ve alıcının yanından ayrılırken  yalnız satışın kendine sağladığı  avantajları değil alıcıya sağladıklarını düşünerek te mutlu olmalıdır.&lt;br /&gt;Satılan ürün veya hizmetle alıcı bir  ihtiyacını gideremediyse ve sorununu çözemediyse satış fermuarının dişleri  ancak tek taraf için çalışmış olur. Aynen trafikte tek şeridin geçmesi gibi. Maalesef güzel Türkçe’mizde  bu kötü ve yanlış yolu ifade eden bir fiil de bulunmakta ve kısa vadeli düşünen satıcılar da bu fiili kullanmaktadırlar. Satışı kapama fiili  yerine amirine veya arkadaşına hızla ve övünerek haber verirken “çaktım abi”  diyenler alıcının (müşterinin) bu sözü duyması söz konusu olsaydı  acaba  bu deyimi kullanırlar mıydı?&lt;br /&gt;Bu gibi hallere düşmemek için satıcı olarak kendimize daima şu soruyu sormamız gerekir. Benim  gerçekleştirmek istediğim satış  sonucu elde edeceğim sonuç beni mutlu edecektir. Aynı sonuç karşımdakini yani alıcıyı  da  mutlu edecek bir sonuç mudur? Eğer  karşımdaki  için adil veya eşit derecede olmayan bir   çıkar  ve memnuniyet söz konusu ise o zaman fermuar kapanmaz. Hatta biraz içinize doğru bakmayı biliyorsanız orada da kapanmamış bir şeyler göreceksiniz.&lt;br /&gt;Sizin satış kotanızı tutturmanız ,tabelanıza  bir şeylerin yazılması kısa vadeli olarak sizi mutlu etse de şirketinizin uzun  vadeli  çıkarı için fermuarın tam kapanması gerekir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35292322-9161095543750764539?l=fuatyalcin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/feeds/9161095543750764539/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35292322&amp;postID=9161095543750764539' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/9161095543750764539'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/9161095543750764539'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/2008/07/sati.html' title='SATIŞ'/><author><name>FUAT</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16951063919951167137</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_DcLSyaOkcUk/SoWVdRLH6HI/AAAAAAAAADs/qKT0kYirqlk/S220/fuat7.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35292322.post-4247124642939060811</id><published>2008-06-15T13:17:00.000-07:00</published><updated>2008-06-15T13:18:00.077-07:00</updated><title type='text'>EN BÜYÜK JUPİTER BAŞKA BÜYÜK YOK</title><content type='html'>EN   BÜYÜK JÜPİTER BAŞKA BÜYÜK YOK?&lt;br /&gt;Müşteri kimdir?  Nedir?  Önemli midir? Kim  müşterisini kaybetmek  ister?&lt;br /&gt; Bu soruların yanıtlarını kolayca verebileceğinizi düşünüyorsunuz değil mi?&lt;br /&gt;Haklı  olabilirsiniz. Ama yine de gelin   biraz irdeleyelim bu   kavramları ve  soruların yanıtlarını;  bundan  sonra bir kez daha,  bu sefer daha bilinçli olarak yanıtlayalım.&lt;br /&gt;Basit tanımı ile bir malı ya da  hizmeti bir bedel karşılığı alan kimse müşteridir. Gelin bir de   bu sözcüklerin kökenini inceleyelim, Türkçe’mize ve diğer   dillere  şöyle bir bakalım:&lt;br /&gt;MÜŞTERİ:  Türkçe’ye  müşteri  sözcüğü  Arapça’dan  girmiştir. Şira  satın alan  veya   tüccar  ya da esnaf ile  alışverişte bulunan   kimse olarak tanımlanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de İngilizce’ye bakalım:&lt;br /&gt;CUSTOM:   diğer anlamlarının yanı sıra bir tüccara, satın alan  tarafından  verilen destek anlamına  geliyor.&lt;br /&gt;CUSTOMER: satın  alan  veya destek veren kimse&lt;br /&gt;Aynı  şekilde müşteri  karşılığı kullanılan   Client  sözcüğü ise yardım alan veya  akıl danışan kimse anlamına  gelmektedir.&lt;br /&gt;Bir de Almanlara bakalım  onlar  ne diyor?&lt;br /&gt;DER KUNDE: kökeni  können , (yapabilmek)  fiiline dayanıyor.  Tanınan,  bilinen anlamına  geliyor.&lt;br /&gt; Eskiden   yerli anlamına  gelirken   16. Yüzyıldan  bu yana   satın alan, tanıdık  anlamlarına  geliyor. Halk dilinde  arkadaş  adam, herif   gibi  kullanıldığı da    belirtiliyor etimoloji kitaplarında.&lt;br /&gt;Buradan   anlaşılanları  özetleyecek olursak , müşterinin    bir  şeye  ihtiyacı olan, bu ihtiyacı için bir alımda bulunan ve  Almanca’ya  bakarsak  tanıdık bir kişi olduğu anlaşılıyor. Tanımanın  önemini  daha ilerde  göreceğiz. Sözcük olarak   üç dilde de kökenleri bizi aynı yerlere  götürüyor.&lt;br /&gt;Buradan  hareketle müşterimize   yaklaşalım bakalım , neler göreceğiz.&lt;br /&gt;Bir de patron  sözcüğü var  ama   onu incelemeyi daha sonraya  bırakalım, çünkü…. e onu da sonra  öğrenirsiniz.&lt;br /&gt;Durun   durun  daha bitmedi, Türkçe’de bir yerde  daha  kullanılıyor  müşteri sözcüğü. Jüpiter’in  Türkçe’de  iki karşılığı  var  biri Erendiz  ikincisi  Müşteri.&lt;br /&gt;Jüpiter’i incelediğimiz zaman , onun   en büyük gezegen olduğunu  öğreniyoruz. Müşteri de  “en büyük” mü  acaba?&lt;br /&gt;Biraz   daha    bakınca  Jüpiter’in   Roma’nın  Zeus’a  tekabül eden  tanrısı olduğunu görüyoruz. Yani mitolojinin en büyük tanrısı. İnsanlara   yol gösteren, onlara  ışık tutan  tanrı.   Diğer tanımı ile  de   tanrıların  kralı.&lt;br /&gt;Özetlersek  Müşteri” kral”dır.&lt;br /&gt;Müşteri   yol  gösterir, yardım eder.&lt;br /&gt;Müşteri  “en büyük” tür. Müşteri tanıdıktır.&lt;br /&gt;Müşteri  kutsaldır.&lt;br /&gt;Kitaplarda   koruyucu Tanrı olarak  geçen   Jupiter’ in büyüklüğü  tartışılmıyor, o halde  çalışma sloganlarımıza  artık bir ek  yapabiliriz.&lt;br /&gt; EN   BÜYÜK JÜPİTER BAŞKA BÜYÜK YOK?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35292322-4247124642939060811?l=fuatyalcin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/feeds/4247124642939060811/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35292322&amp;postID=4247124642939060811' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/4247124642939060811'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/4247124642939060811'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/2008/06/en-byk-jupiter-baka-byk-yok.html' title='EN BÜYÜK JUPİTER BAŞKA BÜYÜK YOK'/><author><name>FUAT</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16951063919951167137</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_DcLSyaOkcUk/SoWVdRLH6HI/AAAAAAAAADs/qKT0kYirqlk/S220/fuat7.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35292322.post-7738984214203495576</id><published>2008-06-15T13:16:00.001-07:00</published><updated>2008-06-15T13:16:59.186-07:00</updated><title type='text'>YİNE SATIŞ</title><content type='html'>SATIŞ, SATIŞ  YİNE   SATIŞ&lt;br /&gt;Napolyon bu  gün yaşasaydı mutlaka  satış  satış , satış  derdi. Çünkü  satış olmazsa  para  olmuyor . Daha  doğrusu  kazançlı  satışlar  para kazanmanın ve  uzun  vadeli yaşayabilmenin ön koşulu. Satış bu kadar önemli olunca  bu konu üzerinde biraz daha ayrıntılı  durmanın gerektiğine  inanıyorum. Bu yazıların bir  çok   yerinde satış ile  ilgili  fikirler  bulacaksınız, başka bir şekilde  ifade etmek gerekirse bu  yazıların merkezi, müşteri ve satış olduğu için burada anlatılanların  hepsi  satış üzerine   yazılmış yazılardır da  diyebilirim. Ama  yine de  satışın  kendisi hakkında biraz  ayrıntılı  olarak  durmakta yarar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Satıcıdan başlayalım. İster bir  ürün, ister bir  hizmet satın, ister bir  bankada  çalışın, ister bir  sigorta  şirketinde, ister bir  kuaförde, ister  bir  beyaz veya  kahverengi   eşya  satış organizasyonunda   çalışın,   sahip olmanız  gereken ve   ürün veya  hizmetinizden bağımsız  olan  bazı  özelliklere sahip olmanız  gerekir.  Birinci özellik  ilişki insanı  olmaktır. Yani  insanlarla  kolayca   ilişki kurabilmeli, rahatlıkla  onlara  yaklaşabilmesiniz. İlişki insanı bu özelliklerinin yanı sıra, kendi bilgi, deneyim ve eğitim durumunun, görev ve makamının satış anında çok önemli olmadığını, müşteriye sağlanacak yararın ne olduğunu bilen, algılayan kişidir.&lt;br /&gt;İkinci özellik yine kendinizle ilgilidir. Konulara   olumlu yaklaşabilmeli, iyimser  olmalısınız ve   ilk “ hayır”da   pes  eden tipte  olmamalısınız.&lt;br /&gt;Unutmayın “satış  müşteri  hayır dediği zaman başlar.”&lt;br /&gt;Bir  başka özellik ise   tümüyle  dış görünüşle ilgilidir.  Bu özellik üç  konuyu kapsar 1)  giyiminiz 2)  yüzünüzdeki  gülümseme 3)  gözünüzün  içindeki    coşku. Satış guruları   alıcının kararını  ilk  yüz seksen saniyede  vermeye  yatkın olduğunu   söylüyorlar.  O halde  ilk  etkiyi yaratmak  için  tek şansınız  var,  bunu  kaçırmamalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinizle  ilgili  bir  diğer  özellik de  konuyu,  piyasayı,  ürünü   ve  müşteriyi  bilerek  konuşmanızdır.  Bunun için  hazırlıklı olmanız,  olmazsa olmaz  koşuldur. Hiç bir satış  görüşmesine   hazırlık yapmadan  gitmeyin.  Bırakın  o  randevu  iptal olsun,  bir  kez  daha  randevu alabilirsiniz ama  hazırlıksız  giderseniz  telafisi  mümkün olmayan    bir  duruma  düşme  olasılığınız  çok yüksektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Satış  görüşmelerinde   düşülen  en büyük  hata satıcının çok şey anlatmak istemesi ve  çok konuşmasıdır. Her  konuda  olduğu  gibi burada  da kantarın topuzunu  kaçırmamak gerekir.  Çok  konuşan  çok  hata  yapar. Daha da  fenası  söz  bir kez  ağzınızdan çıktıktan  sonra  onu geri alma  olanağınız  yoktur.  Kendinizi,  şirketinizi  bağlayacak ve yapılması mümkün olmayan  sözler verirseniz  satışı yapsanız bile, çıkmaz  sokağa  girmeniz  kaçınılmazdır. Bunun  faturası bir  şekilde  şirketinize   çıkacaktır. Aslında    yapılacak iş basittir.  Bırakın  müşteri konuşsun. Bırakın   rahatlasın , çünkü o rahat olduğu zaman ve  kendini  güvende  hissettiği zaman ve   sizinle bir ilişki kurmaya başladığı   zaman   satışı  yapmanız    olasıdır. İnsanlar  konuşmayı sever. Bırakın  o konuşsun,  siz  dinleyin. Çünkü o, konuşması  sırasında  hem     biraz  önce  sözünü ettiğim  konuma  girecek, hem de  size  ipuçları verecektir.  Sizin bunlara   şiddetle  ihtiyacınız vardır . Nedir  bu ipuçları? Alıcı ne  istiyor?  Ne bekliyor? İhtiyacı  nedir?   Nerede bir  darboğazı var?  Sizin  ürünleriniz ve  çözümleriniz  onun  ihtiyaçlarını  nasıl  karşılar?   Bir yandan  o  ipuçlarını verir  bir yandan rahatlar , aynı  anda  siz   tatlı ve  anlayışlı   gülümseme ve etkin  dinleme ile  ona katılır ve bu arada  kendi konuşacaklarınızı yani müşterinin  sorunlarını çözecek önerileri  düşünme  fırsatı ve zamanı bulursunuz. Kendine güvenli, çözümleri ve yararları içeren konuşmanız sırasında iyi seçilmiş sözcükler, hızlı düşünme yeteneği, ve vücut diliniz sizin fikrinizi karşınızdakine kabul ettirebilme, onu ikna edebilme ya da ona satış yapabilme konusunda ana etkenler olarak ortaya çıkacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Satışın bir    diğer tarifi de karşındakinin   duygu ve  düşüncelerini anlamak,  ona  katılmak  ve  çözümler sunmaktır. Aslında satış  ister inanın ister inanmayın  psikolojik bir  işlemdir. Böyle  olmasaydı  herkes  fiyat listelerini  ve   ürün özelliklerini  yayınlar,   müşteri de  kendine  en  uygun olanı  listeden,  katalogdan, internetten   seçer ve  alırdı. Gerçek  hayatta. ürün ve  hizmetlerin   büyük bir  çoğunluğu  için, böyle  olmadığı için satıcının  önemi  büyüktür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35292322-7738984214203495576?l=fuatyalcin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/feeds/7738984214203495576/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35292322&amp;postID=7738984214203495576' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/7738984214203495576'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/7738984214203495576'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/2008/06/yine-sati.html' title='YİNE SATIŞ'/><author><name>FUAT</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16951063919951167137</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_DcLSyaOkcUk/SoWVdRLH6HI/AAAAAAAAADs/qKT0kYirqlk/S220/fuat7.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35292322.post-3477518708570135010</id><published>2008-06-15T13:14:00.000-07:00</published><updated>2008-06-15T13:16:05.962-07:00</updated><title type='text'>SATIŞ ÜZERİNE</title><content type='html'>Kutsal kitap  başka türlü  söylüyor  ama  başlangıç neresi acaba? İnsanoğlunun  yaşamaya  başladığı ansa,  satış  mutlaka   orada vardı. Havva’nın Adem’den elmayı koparmasını istemesi herhalde ilk satış işlemi olmalı.&lt;br /&gt;Kitabi  tanımlara   kısılıp kalmadan    düşünelim.  Satış  yaşadığımız anın  her aşamasında  karşımızda var. İlla  bir malın bedeli karşılığı el değiştirmesi olarak ifade  etmeye  kalkarsak,   ne  insanı  ne de  yaşadığı  süreçleri  tanıyoruz demektir. Bir  gün  araba ile  tatile  gidiyorduk. Uzun yolda ben, eşim  ve  5 yaşındaki kızım sıkılmamak için  şehirlerarası yolda  kaset dinliyorduk. Kızım  arka koltuktan  tatlı bir şekilde bana  yaklaştı ve babacığım şu senin  çok sevdiğin bir kaset var ya   onu dinleyebilir miyiz  diye bana  sordu?&lt;br /&gt;Ben de   bu nereden çıktı  diye  düşünemedim ve kızımın  ne kadar  anlayışlı olduğuna vererek  benim sevdiğim kaseti   dinlemek üzere teybe  sürdüm. Aradan  beş dakika  geçmeden kızım   tekrar  yaklaştı ve  gülerek  :&lt;br /&gt;“Babacığım  senin  sevdiğin kasetten sonra  Barış Manço’nun   kasetini koyabilir miyiz?” dedi. Hadi  gel de satın alma.&lt;br /&gt;Buna   benzer  satış  işlemlerini hayatımızın bir çok alanında görmekteyiz.&lt;br /&gt;Daha   ileri gitmeden    bir  uzmanlık  sorusu  soralım.&lt;br /&gt;Son zamanlarda  bir çok sınav  test  usulü olarak  yapılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelin biz de bu   şekilde bir soru ile  devam edelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdakilerden hangisi farklıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a) yolcu    b) futbolcu c) hasta   d) seyirci  e)   öğrenci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Eğer  bu  bir Türkçe  sınavı olsaydı  doğru  yanıt  herhalde   hasta  olurdu,   çünkü  diğer yanıtlar hep  ci, cu ile biterken bir tek  o  farklıdır. Oysa konumuz  satış olduğuna  göre  doğru yanıt futbolcu olmalı. Çünkü diğerlerinin  hepsi bir  “müşteri” dir. Yani hepsi bir  hizmet veya  ürün alımı yaparlar.  Seyirci giriş parasını öder ve  bir  film, konser veya  maçı izler. Yolcu  seyahat eder, bilet parasını   öder  bunun karşılığında. Burada  satıcı  otobüs veya  uçak şirketi veya  onun temsilcileridir. Hastanın  bir sorunu vardır,  doktora  gider muayene  olur  parasını öder,    tedaviye  başlar. Burada da hastane veya  doktor  satıcı konumundadır.  Öğrenci   sınıfta  öğretmenin  verdiği bilgileri  alır. Eh burada da   öğretmenin satıcı konumunda  olduğunu  söylemek  yanlış olmaz.&lt;br /&gt;Futbolcu  ise  bir  müşteri değil  bir satıcıdır. Çünkü  transfer parasını  alıp milyarları   cebe  indirmiştir  ama  bunun karşılığında emeğini  sarf edip performansını  sunmak  zorundadır. Örnekleri  çoğaltmak  mümkündür. Özellikle   karı koca  ilişkisinde bir çok  kez satış işlemi  görülür. Hanım  kocasına  mobilyaları veya  perdeleri  değiştirmek istediği zaman   bu fikri ona satmak  zorundadır. Allah için  hanımlar bu  işi   en az  çocuklar kadar  iyi becerirler. Öte  yandan  siz amirinizden   onay almak için ona bazı şeyleri kabul ettirmek  zorunda  kalabilir ve ona fikrinizi satabilirsiniz. O da  size  niçin düşük zam verdiğini   anlatmak  yani bu fikrini size  satmak zorunda  kalabilir  bazı zamanlarda. Ama  satış işlemlerinin en önemlisi belki de en zoru  gençlikte  yapılır.  Okulda veya  mahallede   “sizinle  arkadaş  olabilir miyiz ?” diye bir kıza yaklaştığınız günler pek mi uzakta kaldı?  O size  ne  demişti hatırlıyor musunuz?  Hadi hadi eski günleri deşmeyelim.   Satış  başlangıçta vardı , şimdi yaşadığımız  anda da var   ve  hep bizimle  birlikte olacak. Aslında  pek de  kötü bir şey değil bu satış galiba. Zaten satış yaparken birisine kötü bir  şey yaptığınızı hissediyorsanız  ya  da  karşınızdaki bu işlemden bir yarar  sağlamıyorsa  satış işlemi  başarılı olmuş sayılamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan   satış gerçekleşmediği zaman, asıl kaybedenin işi başaramayan satıcı mı, yoksa iyi bir ürün veya hizmetten mahrum kalan  yani bir fırsatı ıskalayan  alıcı mı olduğu konusunun,  her olayın kendine   özgü koşulları  çerçevesinde düşünülmesinin yararlı olduğunu sanıyorum. Bu yaklaşımın  bir teselli  ya da  bahane olarak değil, olaylara değişik yönden bakma alışkanlığımızı geliştirmek ve buna dayanarak  yeni  yöntemler bulmak konusunda   bir yol gösterici yaklaşım olarak, faydalı olacağını  düşünüyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35292322-3477518708570135010?l=fuatyalcin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/feeds/3477518708570135010/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35292322&amp;postID=3477518708570135010' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/3477518708570135010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/3477518708570135010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/2008/06/sati-zerine.html' title='SATIŞ ÜZERİNE'/><author><name>FUAT</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16951063919951167137</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_DcLSyaOkcUk/SoWVdRLH6HI/AAAAAAAAADs/qKT0kYirqlk/S220/fuat7.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35292322.post-5109965646799132286</id><published>2008-06-15T13:13:00.000-07:00</published><updated>2008-06-15T13:14:41.546-07:00</updated><title type='text'>NE KADAR  HİZMET?</title><content type='html'>İstanbul’da  araba  kullanmanın ve  sinirlenmemenin mümkün olmadığını herkes  bilir mutlaka.  Öte  yandan    trafikte  yaşananların    hayatımıza  yansımasından  onlarca  ders  çıkarmak  mümkündür. Ben   eskiden     trafikte  başka   sürücülerin  yaptıkları  hataları gördükçe   çok  kızardım ve  onları  uyarmayı   düşünürdüm. Ama  artık bunun faydasız olduğunu   kendi ruh sağlığım  açısından  daha sakin olmam  gerektiğini,  deneme  yanılma  yolu ile  saptayarak olsa gerek,   anladığım için   pek  kızmıyorum. Ama geçenlerde     araba  kullanırken   pek sinirlendim. Bu sefer    yanlış kullanma değil,   önümde giden bir   kamyonette yazılı olan   slogandı  beni  kızdıran. Belli ki   firmasının  hizmetinin  önemini  vurgulayan bir söylem  yaratmaya  çalışan firma  sahibi veya sorumlusu abartı derecesinde ileri gitmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“MAKSİMUM  HİZMET MİNUMUM  KAR”&lt;br /&gt;Hangi işi yaparsa  yapsın,  hangi ürünü satarsa  satsın, böyle   yola çıkan birinin  kısa zamanda  işi terk edeceğini  söylemek   müneccimlik   değildir. Böyle bir  söylemin  yanlış olduğunu  anlatmak isterdim  o   sloganı  yazdıran  kişiye.  Hiç bir iş adamı  iş kurarken    yüce değerler için (hizmet de  olsa) iş kurmaz. İş  “ Para kazanmak” için kurulur. Hangi dalda    çalışacağınızı  seçerken    sevdiğiniz  ilgi   duyduğunuz  bir alanda   çalışmayı  yeğleyebilirsiniz,  daha  çok kar getiren   diğer  alanlarda  çalışmak   yerine, biraz daha az  kazandıran  ama    kendi   ilgi alanınızdaki bir iş kurmayı seçebilirsiniz. Ama, bu  sizin    yatırım yapmadan  önce  alternatif işleri  irdelemenizi ve  en karlı  hangi yatırımı  buluyorsanız  o alanda  yatırım  yapmanızı ve  iş kurmanızı  engellemez.  Eğer  kar etmeyecekseniz    yatırımı yapmamak ta bir seçenektir. Gidip  başka  bir  hisse almak veya   paranızı  bankada  değerlendirmek  sizin  seçiminiz olabilir.&lt;br /&gt; Öte yandan  işi  kurduktan  sonra      az kazanalım da,   müşteriye   çok hizmet   götürelim demek  yalan  değilse   hesap kitap  bilmemek  demektir.Müşteriye  hizmet  götürmenin de bir maliyeti vardır. Ya  daha  kaliteli bir mal   üretmeli veya   satmalısınız  ya da   kaliteli   bir  hizmet   sunmalısınız. Kaliteli hizmet   ancak   kaliteli  elemanlar tarafından  sunulabilir.  Kaliteli ürün ise, kaliteli malzeme ve ekipmanlarla elde edilebilir ancak. Bu ekipmanları da işi bilen kalifiye elemanlarla çalıştırabilirsiniz. Kaliteli eleman  ortalamanın üstünden daha  yüksek maaşlı  eleman  demektir. Siz  iyi elemana   gerektiği kadar   ücret ödemezseniz   birileri mutlaka ödeyecektir. Bu işi ben  kardeşimle kuzenimle yaparım demeyin , onlar da  kendi çıkarlarının  nerede olduklarına bakacaklardır günün birinde.  Başka  bir yol da   bir elemanı   çok iyi eğitmek olabilir. Uzun vadede   ona  yapacağınız  yatırım aslında aynı hesaba  gelir.   Çalışmakta  olduğunuz alanda   kar etmediğiniz, birikim yaratmadığınız  sürece   müşteriye   geri dönüp  daha  iyi  hizmet vermeniz mümkün değildir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35292322-5109965646799132286?l=fuatyalcin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/feeds/5109965646799132286/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35292322&amp;postID=5109965646799132286' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/5109965646799132286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/5109965646799132286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/2008/06/ne-kadar-hizmet.html' title='NE KADAR  HİZMET?'/><author><name>FUAT</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16951063919951167137</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_DcLSyaOkcUk/SoWVdRLH6HI/AAAAAAAAADs/qKT0kYirqlk/S220/fuat7.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35292322.post-116453613995613512</id><published>2006-11-26T02:09:00.000-08:00</published><updated>2006-11-26T02:15:39.963-08:00</updated><title type='text'>BUGÜN PAZAR, ŞİİR GÜNÜ OLSUN</title><content type='html'>Baudler , "ekmeksiz bir gün geçirebilirsiniz ama şiirsiz bir gün  asla!"  der. Hayatınız çok yoğun hep koşuşturuyorsunuz. Şöyle bir nelere  vakit harcadığınızı inceleseniz  bakalım neler göreceksiniz. Aklınıza hiç şiir okumak gelir mi? Her gün değil ama hiç olmazsa işten, maçtan,  Tv'den,  gazeteden  bir an  için alın kendinizi ve  girin şiir dünyasına hiç olmazsa bir kaç saniye.&lt;br /&gt;Lise sıralarındaki  açıklamalı şiir hatıralarınızı bir yana koyun ve yeni bir dünyaya gidin , belki de var olduğunu bildiğiniz  ama farkında olmadığınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buyurun:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SENLİ&lt;br /&gt;Yaprakları dökülünce ağaç&lt;br /&gt;Kuşyuvasını saklayamadı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni okşarken elim&lt;br /&gt;Ağustos sularında sürükleniyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gelincik tanık&lt;br /&gt;Sayısız papatyanın beyazlığına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arif Damar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35292322-116453613995613512?l=fuatyalcin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/feeds/116453613995613512/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35292322&amp;postID=116453613995613512' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116453613995613512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116453613995613512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/2006/11/bugn-pazar-iir-gn-olsun.html' title='BUGÜN PAZAR, ŞİİR GÜNÜ OLSUN'/><author><name>FUAT</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16951063919951167137</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_DcLSyaOkcUk/SoWVdRLH6HI/AAAAAAAAADs/qKT0kYirqlk/S220/fuat7.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35292322.post-116435227861687381</id><published>2006-11-23T23:04:00.000-08:00</published><updated>2006-11-23T23:11:18.623-08:00</updated><title type='text'>PAZARLAMA 2.0</title><content type='html'>22 kasım günü Hilton Convention Center'da MMI tarafından düzenlenen Etkileşimli Pazarlama zirvesine  katıldım. "Etkileşimli " İnteraktif karşığı olarak kullanılıyor. Toplantı sırasında yetkin konuşmacılar birçok konuda  katılanları aydınlattılar. Ben en çok Alemşah beyin sunumundan etkilendim.  İnteraktif dünyada neler oluyor sorusuna çok geniş bir yelpazede  yanıt verdi Belki anlatamadağı( sunuma sığdıramadığı) daha çok şey vardı. Gelecekte neler olabileceğinin de ipuçları vardı sunumda.&lt;br /&gt;İnteraktif dünya sanırım  geleceği şekillendirecek.&lt;br /&gt;Aşağıda Selçuk Tuzcuoğlu Dostumun  yorumları var , fikirlerine tümüyle katılıyorum eline sağlık Selçuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Quote&lt;br /&gt;Öncelikle başarıyla tamamlanan Pazarlama 2.0 zirvesi sebebiyle emeği geçen herkese yürekten teşekkürler.&lt;br /&gt;Dün bu camia içersinde bulunmaktan gurur duydum.&lt;br /&gt;Tam kadro olarak orada bulunmamız, kitapçıklarımızın yetiştirilmesi ve dağıtılması, yemek organizasyonunun başarısı, elektronik sistemlerinde hiçbir "murphy kazası" yaşanmaması bence önemle vurgulanması gereken güzelliklerdi.&lt;br /&gt;Organizasyonumuz başarıyla tamamlanmış olsa da bazı ufak tefek konulardaki gözlemlerimi paylaşmak istiyorum.&lt;br /&gt;Amacım eleştirmek değil, gelecek organizasyonlarımızı mükemmelleştirmek...&lt;br /&gt;1. Programdaki sarkma sonlarda katılımın azalmasına yol açtığı için gelecek seminerlerimizde başlangıç ve bitiş zamanlarına daha fazla uymaya çalışsak iyi olur.&lt;br /&gt;2. İsimliklerde isimlerimiz için bence oldukça küçük bir yazı karakteri seçilmiş. Fazla yaklaşmadan okunmuyordu. Bence uzaktan seçilebilecek kadar büyük yazılsa iyi olur.&lt;br /&gt;3. Kanımca MMI' ın kuruluşu ve amaçları, bu zirvenin MMI için de bir ilk olduğu; moderatörler tarafından bir az daha vurgulanabilirdi. Hatta Özgü' nün tespitine göre kitapçığı seminer katılımcılarını tanıtan bir broşür olarak algılayanlar da olmuş.&lt;br /&gt;4.Kendi şahsıma Alemşah Öztürk' ün sunumunu çok bilgilendirici, Bülent Boytorun' un sunumunu çok aydınlatıcı, Fatoş Karahasan' ın sunumunu ise içerik olarak olarak ilginç fakat sunum tekniği açısından fazlasıyla akademik buldum. "Vaka analizleri" yararlı oldu ama, "Ustalarla 10 soru/cevap" biraz güme gitti gibi geldi bana.&lt;br /&gt;5. Yarışmaların ve ödül törenlerinin titizlikle yapıldığında organizasyonlara prestij kattığına inanıyorum. Hürriyet sponsorluğuna rağmen &lt;a href="http://kariyer.net/"&gt;Kariyer.net&lt;/a&gt;' in ödüllendirilmesi prestij kazandıran bir jestti. Bu sebeple toplantılarımızda konuştuğumuz "yılın markası, ürünü, hizmeti, medyası, pazarlama yöneticisi, CEOsu gibi yarışmalarımızı da yavaş yavaş planlamamızda yarar var diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrar ellerinize sağlık.&lt;br /&gt;Daha nice başarılı organizasyonlarda birlikte olmak dileğiyle...&lt;br /&gt;Selçuk&lt;br /&gt;Unquote&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35292322-116435227861687381?l=fuatyalcin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/feeds/116435227861687381/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35292322&amp;postID=116435227861687381' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116435227861687381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116435227861687381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/2006/11/pazarlama-20.html' title='PAZARLAMA 2.0'/><author><name>FUAT</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16951063919951167137</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_DcLSyaOkcUk/SoWVdRLH6HI/AAAAAAAAADs/qKT0kYirqlk/S220/fuat7.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35292322.post-116405039401403363</id><published>2006-11-20T11:16:00.000-08:00</published><updated>2006-11-21T02:02:56.520-08:00</updated><title type='text'>Yine kasım</title><content type='html'>20 kasım Sigarayı bırakma günü. Kendine iyi bakmak isteyen dostlarım. Bu sorunu çözmüş olmanızı diliyorum.&lt;br /&gt;24 kasım Öğretmenler günü. Hangi öğretmenimi ansam ki? Hepsi bir şeyler katmıştır bana mutlaka. Kimi öğrettiklieriyle, bilgileriyle, kimi de bilgelikle ve  insani büyüklükle.&lt;br /&gt;Sevgili okullarım, sevgili öğretmenlerim ben değerinizi biliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35292322-116405039401403363?l=fuatyalcin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/feeds/116405039401403363/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35292322&amp;postID=116405039401403363' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116405039401403363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116405039401403363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/2006/11/yine-kasm.html' title='Yine kasım'/><author><name>FUAT</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16951063919951167137</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_DcLSyaOkcUk/SoWVdRLH6HI/AAAAAAAAADs/qKT0kYirqlk/S220/fuat7.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35292322.post-116405011117046467</id><published>2006-11-20T11:05:00.000-08:00</published><updated>2006-11-20T11:15:11.176-08:00</updated><title type='text'>KASIM  AYI</title><content type='html'>Kasım ayı  hüzünlüdür. Eski İstanbul kasımları iyice soğuk olurdu. Ama şimdi sanki eski ekim gibi yapraklar kızarmış  düşmeden önce, sonra  düşerken sararmış. 10 kasım eskisi gibi anılmıyor . Ama o'nu anmak isteyen nasıl anacağını biliyor. Bu yıl bir kayıp daha oldu, eski anıları deşerken. Hakkında ne söylenirse söylensin,  bir birlikteliğin oluşmasını engellese de , iktidarda çok başarılı olamasa da , Avrupayı ıskalamakla suçlansa da  bir yaz günü mavi gömleği ile seslenirken, oy hakkı olmamamın ezikliğini içine atarak  Taksim meydanında on binlerin içinden kafasını  kaldırıp ona bakan  gencin anılarını bir kez daha hatırlaması yine bu kasım ayına düştü. "Umudumuzu " unutmamak dileğiyle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35292322-116405011117046467?l=fuatyalcin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/feeds/116405011117046467/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35292322&amp;postID=116405011117046467' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116405011117046467'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116405011117046467'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/2006/11/kasim-ayi.html' title='KASIM  AYI'/><author><name>FUAT</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16951063919951167137</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_DcLSyaOkcUk/SoWVdRLH6HI/AAAAAAAAADs/qKT0kYirqlk/S220/fuat7.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35292322.post-116223970883350065</id><published>2006-10-30T12:16:00.000-08:00</published><updated>2006-10-30T12:21:48.843-08:00</updated><title type='text'>KEŞİF</title><content type='html'>Bugün eski bir dostumla beraberdik. Çok güvendiğimiz ortak paydamız üzerine inşa ettiğimiz yıllar içindeki dostluk binasını bugün bir kez daha sevgiyle yıkadık ve güçlendirdik. Bu arada dostum bana  romanımın kahramanlarını  sordu ve  beni içimden fethetti. Böyle bir sohbeti hiç bir şeye değişebilir mi insan, düşündüm. Sonra  o da sulu boya resimlerinden söz etti , akşam baktım,  gezindim renklerinin içinde. Şiirsel  isimleri ve onun gözüyle insanları kokladım.&lt;br /&gt;Ne güzel şey bir dostunun labirentlerinde dolaşmak. Onu keşfetmek  ne güzel.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35292322-116223970883350065?l=fuatyalcin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/feeds/116223970883350065/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35292322&amp;postID=116223970883350065' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116223970883350065'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116223970883350065'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/2006/10/keif.html' title='KEŞİF'/><author><name>FUAT</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16951063919951167137</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_DcLSyaOkcUk/SoWVdRLH6HI/AAAAAAAAADs/qKT0kYirqlk/S220/fuat7.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35292322.post-116144782226873776</id><published>2006-10-21T09:21:00.000-07:00</published><updated>2006-10-21T09:26:34.196-07:00</updated><title type='text'>RADYO PROGRAMI</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/6971/3923/1600/G??r??nt015.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6971/3923/320/G%3F%3Fr%3F%3Fnt015.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün bir radyo programına konuk oldum. Sevgili Tunçel dostum beni NTV’deki programına davet etti.     Programın öncesinde ve sonrasında olmak üzere 2 saate yakın sohbet ettik. Koçluk konusunda bana içeriği açıcı sorular sordu, birlikte güzel bir sohbet yaptığımızı düşünüyorum. Konuşma arasında çaldığı müzikler de harikaydı. Sanırım her ikimiz de bu konuşmadan sonra yeni bir şeyler öğrendik, zihnimize yeni sorular geldi ve onları aydınlatmak için düşünmeye yöneldik.&lt;br /&gt;Programın sonunda Tunçel bir sonraki programına hazırlandı ve yeni bir konuğu geldi stüdyoya. Bu çok ünlü ve yetenekli müzisyenle sohbetine de kısmen katıldım. Ama program öncesi Anjelika Akbar’ın programda değinmek ve kendi besteleriyle bağlantı kurmak üzere getirmiş olduğu kitaba göz atınca gerçekten bir devrim yaşandı kafamın içinde. Yıllardır benim düşündüğüm ve anlattığım konuya sudaki titreşimler açısından yaklaşmıştı. Daha sonra Anjelika bana kitaptan bir parça daha gösterdi ( bu bilgi de beni sarstı) ve ben de ona konuyla ilgili başka bir kısa bilgi verdim. Üçümüz fazla derine inmeden konu üzerinde konuştuk . Sanırım bu konuşmalar Akbar’ın ezgilerinin dönmeye başladığı anlarda hepimize yeni düşünce tohumları attı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35292322-116144782226873776?l=fuatyalcin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/feeds/116144782226873776/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35292322&amp;postID=116144782226873776' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116144782226873776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116144782226873776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/2006/10/radyo-programi.html' title='RADYO PROGRAMI'/><author><name>FUAT</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16951063919951167137</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_DcLSyaOkcUk/SoWVdRLH6HI/AAAAAAAAADs/qKT0kYirqlk/S220/fuat7.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35292322.post-116101085675660184</id><published>2006-10-16T07:52:00.000-07:00</published><updated>2006-10-16T08:00:56.773-07:00</updated><title type='text'>DOSTLARIMIZ</title><content type='html'>Bir kaç gündür aklıma düşmüştü dostlarım. İçimden hep "onu aramalıyım" diyordum. Bugün bu şekilde  beni içimden dürten sese kulak verdim ve üç dostumu aradım. Ne kadar iyi etmişim.       &lt;br /&gt;       İstanbul dışında  yaşayan  biri arkadaşımı aradım , kendisi çok memnun oldu. Kızı olmuş  bir  kaç gün önce, kendisini  ve eşini kutladım. Diğer arkadaşım ise bugün itibarıyla işinden ayrılmış. Onunla yüzyüze sohbet etmek üzere önümüzdeki günler için sözleştik.&lt;br /&gt;   Hiç bir şey de olmayabilirdi; sesini duymak yeterdi, üçüncü arkadaşımda olduğu gibi&lt;br /&gt;      Dostlarınızı arayın,  hiç bir neden olmadan arayın.  " ama hep ben arıyorum" demeyin. " sıra onda, o arasın" demeyin.&lt;br /&gt;      Dostlarınız eksik olmasın çevrenizden&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35292322-116101085675660184?l=fuatyalcin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/feeds/116101085675660184/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35292322&amp;postID=116101085675660184' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116101085675660184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116101085675660184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/2006/10/dostlarimiz.html' title='DOSTLARIMIZ'/><author><name>FUAT</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16951063919951167137</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_DcLSyaOkcUk/SoWVdRLH6HI/AAAAAAAAADs/qKT0kYirqlk/S220/fuat7.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35292322.post-116058569100288325</id><published>2006-10-11T09:47:00.000-07:00</published><updated>2006-10-12T08:33:40.720-07:00</updated><title type='text'>Buluşma</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/6971/3923/1600/g??rsoy"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6971/3923/200/g%3F%3Frsoy%20tun%3F%3Fel.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün ilginç bir olay geldi başıma.&lt;br /&gt;Sabahleyin , üç yıl önce tanışmış olduğum bir dostumla tekrar buluşmak üzere sözleştiğimiz yere gittim. O , bir arkadaşını da getirmişti toplantıya; birlikte çok güzel sohbet ettik. Yeni tanıştığım kişi ile sanki ortaokuldan bir arkadaşımla yıllar sonra tekrar buluşmuş gibi bir sohbeti sürdürdük. Sonra fikirler, fikirler ve yeni fikirler...Üçlünün yeni projelere doğru birlikte hareket etmesini konuşurken benim çok eski bir dostum da geldi bulunduğumuz mekana. Yanımdaki kişiyle öpüştüler; onların da eski dostlar olduğunu anladım böylelikle.&lt;br /&gt;Bu buluşma için arkadaşımın yorumu kısaydı:&lt;br /&gt;" Birbirini tanımayan güzel insanlar için yukardan bir yerden programlar yapılıyor olmalı"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35292322-116058569100288325?l=fuatyalcin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/feeds/116058569100288325/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35292322&amp;postID=116058569100288325' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116058569100288325'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116058569100288325'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/2006/10/buluma.html' title='Buluşma'/><author><name>FUAT</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16951063919951167137</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_DcLSyaOkcUk/SoWVdRLH6HI/AAAAAAAAADs/qKT0kYirqlk/S220/fuat7.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35292322.post-116048270774165058</id><published>2006-10-10T05:14:00.000-07:00</published><updated>2006-10-11T09:55:41.240-07:00</updated><title type='text'>Güzel  söz</title><content type='html'>Bugün harika bir söylem duydum.&lt;br /&gt;"Bir başkası hoşumuza gitmeyen bir şey söylediği zaman aklımıza ilk gelen onun yelkeninden rüzgarı çekip yolunu şaşırmasını ve rüzgarsız kalmasını sağlamaktır. Ancak doğru davranış kendi yelkenimizden onun rüzgarını uzak tutmaktır."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35292322-116048270774165058?l=fuatyalcin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/feeds/116048270774165058/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35292322&amp;postID=116048270774165058' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116048270774165058'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116048270774165058'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/2006/10/gzel-sz.html' title='Güzel  söz'/><author><name>FUAT</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16951063919951167137</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_DcLSyaOkcUk/SoWVdRLH6HI/AAAAAAAAADs/qKT0kYirqlk/S220/fuat7.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35292322.post-116047417285193296</id><published>2006-10-10T02:48:00.000-07:00</published><updated>2006-10-10T03:11:42.230-07:00</updated><title type='text'>Beymen</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/6971/3923/1600/DSC00919.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6971/3923/400/DSC00919.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/6971/3923/1600/DSC00920.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/6971/3923/1600/DSC00918.0.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/6971/3923/1600/DSC00918.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;3- 4 Ekim tarihlerinde Bahçeşehir Üniversitesinde düzenlenen "İş Hayatında Zihni kullanmak2 " eğitiminde Beymen uzman satış danışmanları ve Takım Yöneticileri ile beraber olduk. Daha önceki eğitimlerime de katılmış bulunan bu yetkin arkadaşlar bu eğitimde de katılımcı oldular. Aktif bir biçimde yürüttüğümüz eğitimde çeşitli grup çalışmaları yaptık. Oynadığımız oyunlar sonucunda katılımcılar bir çok yaratıcı fikir ürettiler. Ürettikleri fikirleri güzel bir senaryo ile süslediler ve bu senaryoyu video çekimi ile ölümsüzleştirdik. Daha sonra bu görüntüleri CD ile çoğaltıp kendilerine verdim.&lt;br /&gt;Değerli arkadaşlarımın satışlarını artırmalarını ve hedeflerine ulaşmalarını diliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35292322-116047417285193296?l=fuatyalcin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/feeds/116047417285193296/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35292322&amp;postID=116047417285193296' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116047417285193296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/116047417285193296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/2006/10/beymen.html' title='Beymen'/><author><name>FUAT</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16951063919951167137</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_DcLSyaOkcUk/SoWVdRLH6HI/AAAAAAAAADs/qKT0kYirqlk/S220/fuat7.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35292322.post-115962010915257112</id><published>2006-09-30T05:36:00.000-07:00</published><updated>2006-09-30T05:41:49.160-07:00</updated><title type='text'>marketingist(sil baştan pazarlama)</title><content type='html'>Bugün  MARKETİNGİST'in üçüncü  günüydü.&lt;br /&gt;Dün fuar ve forum  alanlarını gezdim. Pazarlama ve satış dünyası ile ilgilene herkesin mutlaka katılması  gereken bir etkinlik. Eğer  masanızın başında  ne yapacağım diye düşünüyorsanız  kalkın ve TÜYAP'a  gidin. Orada aydınlık insanların  neler yaptıklarını göreceksiniz. Siz de  neler yapabileceklerinizi göreceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Cüneyt Devrim  ve  Serhat Akkılıç'ın sunumlarını izledim.&lt;br /&gt;web 2.0  neymiş   bugün öğrendim.  Tüketicilerin değiştiğini biliyordum ama  son değişimi görünce  biraz daha düşünmeye ve araştırmaya başladım. Artık yeni bir nesil geliyor. &lt;br /&gt;web  üstünden  müşterilerinize ulaşmak   çok önemli olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35292322-115962010915257112?l=fuatyalcin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/feeds/115962010915257112/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35292322&amp;postID=115962010915257112' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/115962010915257112'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/115962010915257112'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/2006/09/marketingistsil-batan-pazarlama.html' title='marketingist(sil baştan pazarlama)'/><author><name>FUAT</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16951063919951167137</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_DcLSyaOkcUk/SoWVdRLH6HI/AAAAAAAAADs/qKT0kYirqlk/S220/fuat7.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35292322.post-115961877197803669</id><published>2006-09-30T05:16:00.000-07:00</published><updated>2006-09-30T05:22:34.626-07:00</updated><title type='text'>İLK YAZI</title><content type='html'>Hoş Geldiniz,&lt;br /&gt;bana iletmek istediklerinizi lütfen yazınız.&lt;br /&gt;Seminerler, konferanslar için düşüncelerinizi belirtiniz.&lt;br /&gt;Makalelerimde katıldığınız/ katılmadığınız fikirleri bana bildirirseniz sevinirim.&lt;br /&gt;Öğrenme yolculuğunda hepimizin birbirine katacağı çok şey olduğuna inanıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35292322-115961877197803669?l=fuatyalcin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/feeds/115961877197803669/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35292322&amp;postID=115961877197803669' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/115961877197803669'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35292322/posts/default/115961877197803669'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fuatyalcin.blogspot.com/2006/09/ilk-yazi.html' title='İLK YAZI'/><author><name>FUAT</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16951063919951167137</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_DcLSyaOkcUk/SoWVdRLH6HI/AAAAAAAAADs/qKT0kYirqlk/S220/fuat7.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
